İngilizce'de zıtlık bağlaçları nelerdir ? YDS, YDT ve YÖKDİL İçin Zıtlık Bağlaçları Konu Anlatımı

11 Mar 2025
YDS, YDT ve YÖKDİL sınavlarında sıklıkla karşımıza çıkan bağlaçlar, cümleleri doğru şekilde bağlamak ve anlam bütünlüğünü sağlamak açısından kritik bir rol oynar. Bu yazımızda zıtlık bağlaçlarını türlerini ve kullanımını inceleyip örneklerle açıklıyoruz.
Mesela birçok bölgede su kıtlığı var ve buna rağmen insanların bu durumu göz önünde bulundurmadığının farkındasın "-e rağmen" ile bu durumu belirtmek şu cümleleri kurabilirsin:
'Although there is a water shortage, people still waste it.'
( Su kıtlığı olmasına rağmen, insanlar hâlâ suyu israf ediyor.)
Benzer şekilde, daha güçlü bir vurgu yapmak istersen 'even though' tercih edebilirsin:
'Even though there is a water shortage, people still waste it.'
Eğer biraz daha gündelik bir tını arıyorsan 'though' kullanabilirsin:
'Though there is a water shortage, people still waste it.'
Hatta "There is a water shortage, people still waste it though." şeklinde though'u cümle sonunda da kullanabilirsin.
"Zıtlık belirtmenin bir diğer yolu da 'despite' ve 'in spite of' gibi prepositional phrases kullanmaktır. Bu ifadeler, ardından isim ya da isim tamlaması alır ve zıtlık ilişkisini kısa ve etkili bir şekilde ifade eder.
'Despite the water shortage, people still waste it.'
(Su kıtlığına rağmen, insanlar hâlâ suyu israf ediyor.)
Benzer şekilde, 'in spite of' kullanarak da aynı anlama gelen bir cümle kurabilirsin:
'In spite of the water shortage, people still waste it.'
Unutma, 'despite' ve 'in spite of' ardından bir isim ya da isim tamlaması gelir. Eğer bir cümle kullanacaksan, 'although', 'though' veya 'even though' gibi bağlaçları tercih etmelisin.
Şimdi ise iki cümle ortasında kullanabileceğimiz geçiş ifadelerine ve but/yet bağlaçlarına bir bakalım.
Birçok bölgede su kıtlığı var ancak insanların bu durumu göz önünde bulundurmadığının farkındasın "-ancak" ile bu durumu belirtmek için şu cümleleri kurabilirsin:
'There is a water shortage in many regions; however, people still waste it.'
(Birçok bölgede su kıtlığı var; ancak insanlar hâlâ suyu israf ediyor.)
Burada 'however', iki zıt durumu birbirine bağlayarak bir kontrast oluşturuyor. Aynı anlamı taşımak için 'nevertheless' ya da 'nonetheless' da kullanabilirsin:
'There is a water shortage in many regions; nevertheless, people still waste it.'
'There is a water shortage in many regions; nonetheless, people still waste it.'
Bu bağlaçlar, noktalı virgül veya nokta ile ayrılan iki cümle arasında kullanılır ve 'ancak, buna rağmen' anlamını taşır.
Birçok bölgede su kıtlığı var ama insanların bu durumu göz önünde bulundurmadığının farkındasın "ama " ile bu durumu belirtmek için şu cümleleri kurabilirsin:
"'But' genelde iki cümleyi birleştirir ve doğal bir ton yaratır:
'There is a water shortage, but people still waste it.'
( Su kıtlığı var ama insanlar hâlâ suyu israf ediyor.)
Ya da 'Yet' ile:
'There is a water shortage in many regions, yet people still waste it.'
Güçlü Bir Zıtlık İfadesi İçin However + sıfat/zarf ve No matter + soru kelimesi - how
Şimdi ise Ne kadar ..... olursa olsun derken kullanabileceğimiz yapılara bir bakalım.
İklim krizinin ciddi bir durum olmasına rağmen bazı ülkelerin bu konuda hiçbir önlem almadığını söylemek istiyorsun. Şöyle diyebilirsin:
However serious the climate crisis is, some countries do nothing.
Ya da "no matter how" kullanarak da ifade edebilirsin:
No matter how serious the climate crisis is, some countries do nothing.
(İklim krizi ne kadar ciddi olursa olsun, bazı ülkeler hiçbir şey yapmıyor.)
Peki yukarda bahsi geçen su kıtlığı cümlelerini bu yapılar ile nasıl kurardın ? Aşağıdaki tabloda bu cümle ile birlikte iki yapı arasındaki farka bakalım.
Şimdi de no matter + soru kelimesi kullanımının diğer örneklerine bakalım:
No matter what (Ne olursa olsun)
➡ No matter what we do, the damage to the environment cannot be reversed completely.
(Ne yaparsak yapalım, çevreye verilen zarar tamamen geri döndürülemez.)
No matter who (Kim olursa olsun)
➡ No matter who warns them, some companies continue polluting the rivers.
(Kim uyarırsa uyarsın, bazı şirketler nehirleri kirletmeye devam ediyor.)
No matter where (Nerede olursa olsun)
➡ No matter where you go, you will see the effects of climate change.
(Nereye gidersen git, iklim değişikliğinin etkilerini göreceksin.)
No matter when (Ne zaman olursa olsun)
➡ No matter when we take action, it will take decades to restore nature.
(Ne zaman harekete geçersek geçelim, doğanın toparlanması onlarca yıl sürecek.)
No matter why (Sebep ne olursa olsun)
➡ No matter why they do it, cutting down forests harms biodiversity.
(Sebep ne olursa olsun, ormanları kesmek biyolojik çeşitliliğe zarar verir.)
Karşılaştırmalar İçin While ve Whereas Kullanımı
Diyelim ki iki farklı ülkenin çevre politikalarını karşılaştırıyorsun. Bir ülke tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yaparken, diğeri hâlâ büyük ölçüde fosil yakıtlara bağımlı. Şöyle diyebilirsin:
"While/whereas some countries invest in renewable energy, others still rely on fossil fuels."
(Bazı ülkeler yenilenebilir enerjiye yatırım yaparken, diğerleri hâlâ fosil yakıtlara bağımlı.)
Burada while ve whereas aynı anda gerçekleşen iki farklı durumu kıyaslıyor. Bir grup ülke temiz enerjiye yatırım yapıyor ama diğerleri eski yöntemlere devam ediyor.
Bir başka örnek:
"Some cities have strict recycling policies, whereas /while others don’t even have a waste management system."
(Bazı şehirlerde sıkı geri dönüşüm politikaları varken, diğerlerinde bir atık yönetim sistemi bile yok.)
Koşul Bağlamında Zıtlık: Even If Kullanımı
Bazen bir şeyin gerçekleşip gerçekleşmemesinin sonucu değiştirmediğini vurgulamak istersin. İşte böyle durumlarda even if devreye girer. Bu yapı, “olsa bile, gerçekleşse bile” anlamı taşır ve bir şeyin mümkün olup olmamasının durumu etkilemeyeceğini ifade eder.
Diyelim ki çevre konusunda duyarlı olmanın ne kadar önemli olduğunu anlatıyorsun. Bazı insanlar geri dönüşüm yapmanın büyük bir fark yaratmadığını düşünüyor olabilir. Ama sen bu görüşe katılmıyorsun ve şöyle diyebilirsin:
"Even if recycling seems like a small action, it significantly reduces waste."
(Geri dönüşüm küçük bir eylem gibi görünse bile, atıkları önemli ölçüde azaltır.)
Bir örnek daha:
Su tasarrufu hakkında konuşuyorsun ve birileri bunun gereksiz olduğunu düşünüyor. Ama sen şu noktayı vurgulamak istiyorsun:
"Even if there is enough water now, we should still save it."
(Şu anda yeterince su olsa bile, onu tasarruflu kullanmalıyız.)
Diğer Zıtlık İfadeleri
Unlike → "…-den farklı olarak"
İki şeyi kıyaslarken kullanılır.
Unlike fossil fuels, solar energy is renewable.
(Fosil yakıtların aksine, güneş enerjisi yenilenebilir.)
In contrast to → "… ile zıt olarak"
İki durum arasındaki büyük farkı vurgular.
In contrast to urban areas, rural regions have cleaner air.
(Şehir bölgelerinin aksine, kırsal alanların havası daha temizdir.)
Contrary to → "…-nın aksine"
Bir beklentinin ya da yaygın bir düşüncenin aksine olduğunu anlatır.
Contrary to popular belief, some deserts can be very cold at night.
(Yaygın inanışın aksine, bazı çöller geceleri çok soğuk olabilir.)
Regardless of → "…-e bakılmaksızın"
Bir şeyin gerçekleşme şartından bağımsız olarak sonuç değişmiyorsa kullanılır.
Regardless of the warnings, people continue to pollute the ocean.
(Uyarılara bakılmaksızın insanlar denizi kirletmeye devam ediyor.)
Apart from / Other than / Except for → "… dışında, hariç"
Bir istisna belirtmek veya bir şeyi hariç tutmak için kullanılırlar.
-Apart from Antarctica, all continents have rainforests.
(Antarktika dışında tüm kıtalarda yağmur ormanları vardır.)
Ayrıca Apart From'un "ek olarak" anlamı da vardır.
Apart from wind power, they use fossil fuels.
Rüzgar enerjisi dışında, fosil yakıt kullanıyorlar. ( yani rüzgar enerjisine ek olarak )
-Other than their pollution problem, cities are great places to live.
(Kirlilik sorunları dışında şehirler yaşamak için harika yerlerdir.)
- Except for the Arctic, global temperatures are rising everywhere.
(Arktik hariç, dünya genelinde sıcaklıklar artıyor.)
Transition ifadeleri, iki cümle veya iki bağımsız cümlecik arasındaki zıtlığı vurgulamak için kullanılır. Genellikle noktalı virgül veya nokta ile ayrılırlar.
On the Contrary → "Tam aksine"
Bir önceki cümlenin tam tersi bir durumu açıklamak için kullanılır.
Some people think electric cars are expensive; on the contrary, they can save money in the long run.
(Bazı insanlar elektrikli arabaların pahalı olduğunu düşünüyor; tam aksine, uzun vadede tasarruf sağlayabilirler.)
On the Other Hand → "Öte yandan, buna karşın"
İki karşıt görüşü veya durumu kıyaslamak için kullanılır.
Public transport is affordable; on the other hand, it is not always reliable.
(Toplu taşıma uygundur; öte yandan, her zaman güvenilir değildir.)
Even So → "Yine de, buna rağmen"
However, nevertheless gibi kullanılır.
It was raining heavily; even so, we went for a hike.
(Yağmur şiddetli yağıyordu; yine de yürüyüşe çıktık.)
Still → "Yine de"
However, nevertheless, even so gibi kullanılır.
The factory reduced its emissions; still, air pollution remains a problem.
(Fabrika emisyonlarını azalttı; yine de hava kirliliği hâlâ bir sorun.)
Diğer Gönderiler

